Hoş geldiniz, yorum yapmaktan çekinmeyiniz.

Siz Kimi Kandırıyorsunuz. ?

20 Haziran 2013 Perşembe tarihinde yazılmıştır.

'Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı,Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz '
Yunus Emre bu sözü söylerken acaba bu devirde yaşıyor olsaydı akibeti ne olurdu; gazete manşetlerinde,sosyal paylaşım sitelerinde yerden yere vurulacağından hiç kuşkunuz olmasın.
Öyle bir dönem yaşıyoruz ki artık millet neye inanacağını şaşırdı.Bir tarafta iki tane agaç yüzünden halkı ayaklandıranlar diğer taraftan onları iyice ateşleyenler ve bunların üstüne benzin döken bir medya, bir tarafta ayaklanan halkı kullanarak bir kazanım elde etmek isteyen siyasetçiler diğer taraftan kapitalizmin uşaklığını yaparak güya kapitalizme karşı olan sanatçılar, evet hangisine inanalım hangisine güvenelim.
Bir hokkabaz çıkıyor meydanda saatlerce boş boş duruyor.Arkasından yüzlerce kişi aynısını yapıyor. Cumhuriyet Anıtının olduğu bir yerde boş boş bakarak Cumhuriyete mi tepki gösteriliyor yoksa Cumhuriyet rejimine mi tepki gösteriliyor.
Mesele ağaç meselesi ise onlarca adres gösterebilirim özel şirketlerin katlettiği milyonlarca ağacı onları kesen kepçelerin önünde durabilecekmisiniz pervasızca şayet yaparım diyorsanız sizin bir adım önünüzde ben dururum.
Mesele ağaç meselesi değil, biz bu hükümeti istemiyoruz diyorsanız; soararım size hangi hükümeti istiyorsunuz. İnönünün baskıcı tek parti dönemini istiyorsunuz, darbecilerin yasakçı dönemini istiyorsunuz, 1971-1980 dönemi kargaşa hükümetlerini mi istiyorsunuz, yoksa 1989-2002 dönemleri arasında ki faiili meçhullerle,hortumcularla ve mafya ile karışık hükümetleri mi istiyorsunuz
Son 10 yılda ne istediniz de yapılmadı, batık bir ekonomi düzeltilmedi mi? IMF ye olan 50 yıllık bagımlılığımız bitirilmedi mi? Türkiyenin kanını emen teör sorunu çözülmedi mi? Okullarda ayrımcılık bitmedi mi ? Kıyafet özgürlüğü getirilmedi mi?
Diktatörlük başlıyor diyorsunuz istikrarın adı ne zamandır diktatörlük oldu. Son on yıl içinde kaç komisyon, kaç danışma heyetleri kuruldu. Bunlara ragmen hala diktatörlükten nasıl söz ediyorsunuz. Bugune kadar hangi anayasa yazılırken halka danışıldı, şimdi halkın anayasası olsun ,sivil özgürlükçü bir anayasa oluşturmak mı diktatörlük oldu. Bunun adı diktatörlükse Cumhuriyet tarihini baştan sona kadar okuyun bakalım bu kadar özgürlükler daha önce verilmiş mi ?
Ey bugun ilkeli haber yapan bagımsız medya sana sesleniyorum. Yol,okul.hastane ve her türlü kamu yararını çevre katliamı olarak gösterdiğin kadar özel şirketlerin katlettiği çevreyi neden görmüyorsunuz. Ey bu ülkenin aydın sanatçıları kapitalist karşıtı olarak katıldığınız eylemler de attığınız sloganları neden milyonlarca lira kazandığınız reklamlarda atmıyorsuz. Ey bugunun siyasi partileri Türkiyenin son 50 yılında siz vardınız kiminiz sağcı kiminiz solcu oldunuz 50 yıl da bu ülkeye neden tek çivi çakmadınız ? neden sanayi kurmadınız ? neden modern eğitim kurumları kurmadınız ? neden bu ülkeyi bu kadar borç içine soktunuz ?
Son üç dört ay öncesine kadar ne güzel tablolar çiziliyordu ; Türkiye terör sorunu çözdü, Ekonomide dışa baglımlıktan kurtuldu, Küresel bir güç olma yolunda bölgede ve dünyada daha etkin bir rol almaya başlanıldı, Yıllarca peşinden koştugumuz AB artık bize yalvarmaya başlıyordu, Büyük Kredi Derecelendirme kuruluşları sürekli olarak ekonomimizin ne kadar iyi durumda olduğunu verdiği derecelerle dünyaya duyuruyordu ama ne oldu birileri bu gidişata bir dur dedi ve yıllardır özlemini çektiğimiz ve kavuştuğumuz huzur ortamı bozuldu ne için iki tane ağaç için,

ŞİMDİ ANLADIN MI GENÇ KARDEŞİM MESELENİN NE OLDUĞUNU MESELE AĞAÇ MESELESİ DEĞİL

Görevimiz TÜRKİYE

tarihinde yazılmıştır.


İstanbul Taksim de yaşanan olaylardan sonra, siyasi gündem bir hayli hareketlendi.
Türkiye’nin yanı sıra, dünya basınında da fazlası ile yer alan bir harekete dönüştürülmeye çalışıldı Taksimde ki olaylar.

Dünya basınında Arap Baharının benzeri olarak, Türk Baharına benzetilen Taksimde ki olaylar, halbu ki alakası olmayan bir benzetmeden başka bir şey değildir.
Arap baharı ülkelerini senelerdir diktatörlük, krallık ve seçim hakkı olmadan yönetilen rejimlerden başka hiçbir şey değildir.
Türkiye de bilinen üzere 1946 senesinden beri gayet kurallar eşliğinde seçimler yapılmaktadır.
Arap Baharın da Bin Ali vardı, Kaddafi vardı, Beşar Esad var.
Türkiye de bunlara benzer diktatörler ve rejim varda milletimiz mi görmüyor.

Değişen dünyada gerçek olan tek şey var ki, milletler kaderlerini tayin etmek için sadece seçim sürecinde sandığa gidip oy vermektir. Çünkü başka bir seçenek yoktur.

Görevimiz, gerek İstanbul'u, gerek Türkiye'yi elimizden geldiğinin daha fazlasını yaparak, siyasi düşüncelerden ayrılarak, tamamen TÜRKİYE menfaatlerinden başka bir şey olmamalıdır.

Görevimiz ülkemiz de 7 coğrafi bölgede de hayat standartlarını aynı seviyeye taşımaktır.

Görevimiz kutuplaşan dünya şartlarında ülkemizi eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji de daha da ileriye götürmektir.

Görevimiz mazlum Müslüman coğrafyasının abisi olarak gördüğü TÜRKİYE’NİN, mazlumlara çare olmasıdır.

Görevimiz o kadar çok fazla ki aslın da, ne yazmakla ne de saymakla bitmeyecektir.

ALLAH’IN Resulünün buyurduğu üzere üstünlük takva üzerinedir.
Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.

Vatanımız, milletimiz, geleceğimiz için sükûnet sahibi olup gerek sözde medyanın,
gerek sözde sanatçıların, gerek sözde bilmem ne oldukları belli olmayan kişilerin amaçlarına alet olmadan YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE’Yİ oluştumaktır.

GELİN BİR OLALIM, BERABER OLALIM.

Polislerimizin Önemi

tarihinde yazılmıştır.

POLİSLERİMİZ OLMASAYDI NE YAPARDIK?

Kaçakçıları, Uyuşturucuları, Katilleri, Tecavüzcüleri, Hırsızları daha bir çok suç işleyenleri yakalamak üzere görevlendirilen, Bazen gecesini gündüzüne katıp onca yorgunluğa ve aksiliklere rağmen durmadan çalışan, Bazen görevi başında Şehit düşen Polislerimizi unutmak mümkün mü?


POLİSLERİMİZİ HAİN GİBİ GÖSTERENLERİN GAZINA GELMEYELİM !

Bazı provakosyonlara karşı Polisin ikazlarına rağmen durmayan göstericilere karşı Polis ; gaz ve tazikli su sıkmak zorunda kalıyor. Bunun üzerine bu göstericiler, gösteriyi bırakmak yerine polise taşlarla, sopalarla saldırıyor ve çevreye belki de yaralanmalara yol açıyorlar.
Ardından da Polisi suçluyorlar, Bazı yancı kurum ve kişiler ise hemen bunu fırsat bilip Polisi vicdansız vatan hainleri gibi göstermeye çalışıyorlar.

Ben kötü Polis yoktur demiyorum, Elbette ki sağlam elmaların içinde 1 kaç tane çürük elma da olacaktır. Ama bu çürük elmalar yüzünden bütün elmaları kirletmemiz yanlış olur..

Matematikle Kaybedilen zamanlar

tarihinde yazılmıştır.

Okul yıllarımızda hemen hemen hepimizin hocalarımıza sorduğumuz soru ''hocam matematiği öğreniyoruz da günlük yaşamda bu bizim ne işimize yarayacak'' bu soruyu çoğumuz sormuşuzdur ve aldığımız yanıt ''günlük hayatta sık sık toplama,çıkarma,çarpma,bölme işlemlerini kullanırız'' olmuştur.
Evet hocalarımızın verdiği bu yanıt doğru ancak sadece dört işlem işimize yarar.Bunun haricinde çeşitli denklemler,formüller ve birçok matematik terimi insanların topluma yararlı olmasını engelleyen zaman kayıplarından başka bir şey değildir.Bunun haricinde yararlı olanları yokmu?
Elbette vardır.Bazı mühendislik dallarında kullanılar formüller vardır fakat az bir kesim kullanabiliyor.
Matematikle uğraşan insanların zeki insanlar olduğunu düşünüyorum.Bu zekalarının farklı alanlarda kullanılması gerekir boşu boşuna yıllarca sınava hazırlanarak ve formüller ezberletilerek değil.
Şimdi soranlar olacaktır matematik ile toplum yararının ne alakası var diye onlara şu soruyla cevap vermek istiyorum.
-Siz toplum içerisinde yaşayan sıradan bir bireysiniz ve sizin için hangileri daha yararlıdır.
Üniversitede matematik problemleri çözen profesörlermi yoksa evinizin önündeki çöpleri kaldıran çöpçüler mi?
Hangisi daha yararlı gibi görünüyor?
Sizlere çöpçü olmanızı da söylemiyorum ama saatlerce matematik çözmenin kimseye hiç bir yararı olmaz.
Bir inşaat mühendisi olmak için matematiksel zekanızın olması gerekiyor ama 16-17 sene okulda öğrendikleri formüllerin en fazla ne kadarını kullanıyorlar ?

Eğitim Sisteminde Olması Gerekenler.!

tarihinde yazılmıştır.


Şimdi gelelim asıl konumuza,
Eğitim Sistemi bana göre Böyle olmalı ! Neden mi?

Okuma-Yazma oranının düşük olması, Anti-okul düşüncesinin var olması, Ders Çalışma isteğinin olmaması, Başarısızlık ve İşsizlik gibi sebeplerin en büyük örneği Eğitim sisteminin bana göre çok düşük seviyede ve yanlış biçimde uygulanıyor olması..

İşte benim düşüncelerime göre eğitim sisteminin olması ;

1- Öğretimin temeli en başta sağlam yapılmalı, Öğrencilere sevgiyle şevkatle yaklaşılmalı.
2- Öğretmen; Öğrencilerle hem arkadaş, hem bir abi-abla, hem de bir öğretici konumunda olmalı.
3- Öğrencilere ne olursa olsun şiddet uygulanmamalı, hakaret edilmemeli, aşağılanmamalı ve ağır cezalar verilmemelidir.
4- Öğrencilere küçük yaştan itibaren iyi şeyler öğretilmeli, kötü örnek olunmamalıdır.
5- Eğitim sistemindeki olmaması gereken en büyük şeylerden biri ise öğretmen eksikliğidir ki , maalesef bu ülkemizde çok sık rastlanan bir durumdur. Kesinlikle boş ders olmamalı.
6- Branşı olmayan öğretmenler kendi derslerinden başka derslere girmemeli.
7- Öğrencilerden gereksiz yere toplanan belli başlı para toplama olayları kaldırılmalı.
8- Yönetim gerektiği yerde öğrenciyi veya öğretim görevlisini uyarmalı, Eğer uyarılara rağmen hâla aynı yanlış olan şey tekrarlanıyorsa gereken ceza verilmeli.
9- Yönetimin (okul idaresi) kesinlikle herkese örnek olmalı, iyi bir eğitim için hedefinden asla şaşmamalı.
10- Düz Liseler kalkmalı, Herkesin istediği hedef doğrultusunda okullar açılmalı. Bu Okullarda kişi kendini geliştirip ileride gireceği yetenek, uygulamalı , sözlü veya yazılı sınavlara tabii tutularak bir iş alanları sağlanmalı.
11- Üniversitede gereksiz bölümler kaldırılmalı veya bu gereksiz diye adlandırdığımız bölümden başarılı bir şekilde mezun olan öğrencilerin daha kolay bir şekilde işe girebilmesi sağlanmalı.
12- Özel Kolejler ve okullar not şişirmeyi bırakmalı, Eğer bunu yapmıyorsa kapatılmalıdır.
Bil hassa normal liselerde Eğitime gerçek önemi verip, Her bir öğrenciyle ayrı ayrı ilgilenmeli ve onların geleceğinde iyi bir rol almalı.
13- Eğitimdeki en büyük açıklardan biri olan bazı okullarda öğretmen eksiğinin bulunması,
Oysa ki boşta olan onca öğretmenimiz var ki bir an önce Branşlarına göre öğretmen eksikliğinin yaşandığı yere Öğretmen tedarik edilmeli ve sanırım burada en büyük görev de Milli Eğitim Bakanlığına düşüyor.

Yukarıda yazdığım talepler ben ve çevremin başından geçenlerdir. Bunun düzeltilmesi için siz değerli okurlara yansıtılmıştır. Eğitimin en üst seviyede olması ve başarısızlığın giderilmesi için uygulanması gereken maddeleri sıralamış bulunmaktayım. Bu yazımızdakiler titizlikle uygulanmaya başlanırsa her şeyin iyi olacağına inanıyorum..

Radyo Dinleyelim

19 Haziran 2013 Çarşamba tarihinde yazılmıştır.

Muhsin Yazıcıoğlunun Ölümünün Ardından Akılda Kalan Sorular

tarihinde yazılmıştır.

  • Helikopterin,Kanlı Çukur isimli bölgeye düşmesi bir tesadüf mü?
  • Muhsin Yazıcıoğlu,suikasti biliyor muydu?
  • Muhsin Yazıcıoğlu,niçin hedef seçildi?
  • Helikopterin düşmesinde,bölgedeki jetlerin bir etkisi oldumu?
  • Helikoperin enkazına aslında nezaman ulaşıldı?
  • İHA muhabiri İsmail Güneş,birileri tarafından ölümlemi terkedildi?
  • İsmail Güneş çenesi kırık olarak telefon görüşmelerini nasıl yapabildi?
  • Kaza kırım ekibi,bölgeye niçin helikopterin kiranlandığı firmadan bir yetkiliyle beraber gitti?
  • Olayın hemen ardından devletin ne gibi ihmalleri oldu?
  • Otopsi tutanaklarında hangi gerçekler saklı?
  • Helikopterden çalınan cihazların ne gibi bir önemi var?
  • Gizli tanık savcıya hangi gerçekleri anlattı?
  • Yazıcıoğlu'nun kullandığı iki telefonun sim ve hafıza kartlarını kim çaldı ?